Yazdır

2009/17 SAYILI GENELGE - (4353 sayılı Kanuna göre davaların takibi)

Site Yönetimi tarafından yazıldı.. Posted in Genelgeler

T.C.

BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği

 

Sayı : B.09.1.TKG061–010–06/1688                                                                   19.10.2009

Konu: 4353 Sayılı Kanuna Göre Davaların Takibi                                            

 

GENELGE NO:

2009/17

 

İlgi: a) 27.02.2004 tarihli ve 073/798 sayılı genelge,

       b) 28.04.2004 tarihli ve 073/1708–1581 sayılı genelge,

       c) 28.03.2006 tarihli ve 06/1502 sayılı genelge.

 

4353 sayılı Kanuna Göre Davaların Takibi hakkındaki genelgelerimiz gözden geçirilip güncellenmiş ve bir genelge altında toplanmıştır.

 

I) Bilindiği gibi; 3045 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 17’nci maddesinin (c) bendi “8 Ocak 1943 tarih ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgileri hazırlamak ve hazineyi ilgilendirmeyen idari davalarda Genel Müdürlüğü temsil etmek” hükmü Müşavirliğimizin görevleri arasındadır.

 

Anılan hükmün uygulamasının İdaremizde ne şekilde yapılacağı aşağıda belirtilmiştir.

 

A – İDARİ YARGIDA AÇILAN DAVALAR:

 

İdari Yargı Ülkemizde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdari Mahkemeleri İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu ile düzenlenmiştir.

 

İdari Yargı Mercilerinde (Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi, İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlükleri, Kadastro Müdürlükleri, Tapu Sicil Müdürlükleri davalı gösterilerek açılan davalarda İdaremizi temsil görevi 3045 sayılı Yasanın 17/c maddesi uyarınca Genel Müdürlüğümüz Hukuk Müşavirliğine aittir. Bu nedenle, İdari Yargı Mercilerinden tebliğ edilen dava dilekçesi ile dava konusu bilgi ve belgelerin Hukuk Müşavirliğimize gecikmeksizin gönderilmesi gerekmektedir. Gönderilen evraklarla ilgili gerekli işlemler Genel Müdürlüğümüz Hukuk Müşavirliğince yapılacaktır.

 

B – ADLİ YARGIDA AÇILAN DAVALAR:

 

8 Ocak 1943 tarih ve 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunda Devlet Davalarının takibi usulleri düzenlenmiştir.

 

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tüzel kişiliği olmayan genel bütçe içinde ayrı bütçeli bir kuruluştur.

 

Genel Bütçe içindeki dairelere ait hukuk ve ceza davaları ile her türlü icra takiplerinde bu daireleri mahkemeler, hakemler, icra daireleri, dava ve icra işleriyle alakalı sair merciler nezdinde temsil görevi 4353 sayılı Kanunun 2/C ve 3/B maddeleri ile Maliye Bakanlığına verilmiş olup, anılan Kanunun 18/1. maddesi uyarınca bu temsil yetkisi Maliye Bakanlığına bağlı Hazine Avukatları tarafından kullanılmaktadır.

 

4353 sayılı Yasanın 18/son fıkrasında “Hazine avukatı bulunmayan yerlerde dava ve icra işlerinde bu daireler amirleri tarafından temsil olunur” hükmüne yer verilmiştir.

 

Bu nedenle Hazine avukatı bulunmayan yerlerde İdaremize ait hukuk ve ceza davaları ile her türlü icra takiplerinde mahkemeler, hakemler, icra daireleri ile dava ve icra işleriyle alakalı sair merciler nezdinde temsili İdaremizin mahalli daire amirlerinin yani ilgilisine göre bölge müdürü, tapu sicil müdürü veya kadastro müdürünün görevidir. Diğer bir deyişle Hazine avukatı bulunmayan yerlerde idaremiz daire amirleri Hazine avukatının bu konudaki görevleriyle yetkilendirilmişlerdir.

 

4353 sayılı Kanunun Devlet Dairelerinin daire amirleri veya serbest avukatlar tarafından temsili başlıklı 21. maddesinde; "Hazine avukatı bulunmayan yerlerde daire amirleri temsil salahiyetlerini, sıfatlarını söylemek ve icabında hüviyetlerini tevsik etmek suretiyle kullanırlar..." hükmü getirilmiş olduğundan İdaremiz daire amirleri yukarıdaki görevlerini yerine getirirken temsil yetki ve sıfatlarını söyleyerek, gerektiğinde hüviyetlerini tevsik ederek kullanacaklardır.

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca dava dilekçelerinin davada taraf olarak gösterilen kişi veya kişilere tebliği esas olduğundan, Genel Müdürlüğümüzün veya bağlı birimlerimizin davalı olarak gösterildiği dava dilekçeleri Genel Müdürlüğe, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğüne, Kadastro Müdürlüğüne veya Tapu Sicil Müdürlüğüne tebliğ edilmektedir.

 

Mahkemelerden Genel Müdürlüğümüze bağlı birimlere dava dilekçesi tebliğ edildiğinde; o yerde HAZİNE AVUKATI VARSA dilekçe ile birlikte davada savunmaya yarar bilgi ve belgelerin, mahkeme adı, dosya numarası ve duruşma günü belirtilerek illerde Defterdarlık bünyesindeki Muhakemat Müdürlüğüne, ilçelerde Mal Müdürlüğü bünyesindeki Hazine Avukatlığına iletilmesi,

 

O yerde HAZİNE AVUKATI YOKSA; 4353 sayılı Kanunun 18. maddesinin son fıkrası ve 21. maddesi hükmü uyarınca İdaremizin ilgisine göre bölge müdürü, tapu sicil müdürü veya kadastro müdürü tarafından temsil edilmesi gerekmekte olup, bu durumda davanın takibi mahalli daire amirleri tarafından yapılarak davanın önemli safahatları hakkında Hukuk Müşavirliğimize bilgi verilecektir.

 

4353 sayılı Kanunun "Kanun Yollarına Müracaat" başlığını taşıyan 32. maddesi hükmü gereğince, aynı kanunun 27, 28, 29 ve 30. maddeleri hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça tamamen veya kısmen Devlet aleyhine neticelenen davalarla icra takiplerinden yüksek dereceli mercilerde tetkiki istenilmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburidir. Ancak temyizinde fayda umulmayan hallerde 4353 sayılı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince hareket edilerek 27. maddedeki usul dairesinde yüksek dereceli mahkemeye müracaattan vazgeçilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

4353 sayılı Kanunun 32. maddesinin 2. fıkrası; "Bu mecburiyeti yerine getirmemek suretiyle hukuki veya maddi sebeplerle bozulması mümkün bir hükmün kesinleşmesine ve bir hakkın kaybolmasına sebep olan avukatlarla daire amirleri hakkında kanuni takibat yapılmakla beraber husule gelen zarar hükmün katileştiği (kesinleştiği) tarihten itibaren on sene içerisinde kendilerine hükmen tazmin ettirilir." hükmündedir.

 

4353 sayılı Kanunun 26. maddesinin son fıkrasında "Muhakemat müdürleri ile Hazine avukatları ve daire amirleri müddetli işlerde hakkın düşmesini önleyecek tedbirleri almakla mükelleftirler." hükmüne yer verilmiştir.

 

4353 sayılı Kanunun "Açılan davalarla başlayan icra takiplerinden vali ve kaymakamların vazgeçme yetkileri" başlıklı 27. maddesi;

 

"(5.000.000) liraya kadar (5.000.000 lira dahil) bir Devlet alacağı veya bu kıymetteki bir hak veya menfaat dava ve icra yoluyla takip edilmekte iken takibata devam etmekte veya takibin Devlet aleyhine neticelenmesi halinde yüksek dereceli mahkeme veya mercie müracaatta maddi veya hukuki sebeplerle bir fayda umulmazsa avukatın mucip sebepleri gösteren mütalaası üzerine muhakemat müdürünün ve olmayan yerlerde defterdarlığın teklifi üzerine takipten vazgeçme emri vermeye ve dava ve icra kayıtlarını sildirmeye valiler yetkilidir.

 

Hazine avukatı bulunmayan yerlerde yukarıdaki fıkrada yazılı hususlara ait teklifler alakalı daire amirlerince yapılır.

 

Bölge muhakemat müdürlüklerine bağlı olan illerde yukarıdaki yetkiler takip veya dava hangi ile ait ise o yer valisi tarafından kullanılır.

 

Muhakemat müdürleriyle defterdarların teklifleri valilikçe ret olunursa ve bunlar tekliflerinde ısrar ederlerse keyfiyet Maliye Bakanlığına bildirilir. Valinin tasvip etmediği dava ve icra takiplerinden vazgeçmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

 

İlçelerde miktar veya kıymeti ( 2.000.000) liraya kadar ( 2.000.000 lira dahil) olan işlerde bu yetkiler Hazine avukatının mütalaası ve mal müdürünün teklifi üzerine kaymakamlar tarafından kullanılır. Kaymakamların kabul etmedikleri teklifte mal müdürü ısrar ederse valinin vereceği karar kesindir.

 

Hazine avukatı olmayan ilçelerde dava ve icra işlerinin terkinine ait teklifler alakalı daire amiri tarafından yapılır.

 

Bakanlığın emriyle açılan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesi Bakanlığın iznine bağlıdır." hükmündedir.

 

4353 sayılı Kanunun "Maliye vekilinin vazgeçme salahiyeti" başlıklı 28. maddesi;

 

"50.000.000–liraya kadar (50.000.000–lira dahil) bir hakkın veya menfaatin terkini tazammum eden ve maddi veya hukuki sebeplerle takip edilmesinde veya yüksek dereceli mahkeme ve mercilerde tetkik olunmasını istemekte fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden Muhakemat Umum Müdürünün teklifi üzerine vazgeçmeye Maliye vekili salahiyetlidir." hükmündedir.

 

4353 sayılı Kanunun "Devlet Şurası kararıyla vazgeçme" başlıklı 29. maddesi;

 

"Miktar ve değeri 50.000.000- lirayı geçen dava ve icra takiplerinden ve aleyhte neticelenenlerin yüksek dereceli mercilerce tetkikini istemekten vazgeçilmesi, Devlet Şurasının muvafık mütalaası üzerine Maliye Vekaletince kararname alınmasına bağlıdır." hükmündedir.

 

4353 Sayılı Kanunun "Tashihi karar, iadei muhakeme ve hakem kararlarına karşı itiraz salahiyetinin kullanılması tarzı" başlıklı 33. maddesi;

 

"Tashihi karar veya iadei muhakeme veya 3533 numaralı kanun mucibince hakemlerce verilmiş olan kararlara karşı itiraz yoluna gidilmesi için kanuni sebepler mevcut olup olmadığının takdiri davayı takip eden avukata ve teşkilat olmayan yerlerde daire amirlerine aittir. Muhakemat Müdürlüğü teşkilatı olan vilayetlerde Hazine avukatları bu husustaki esbabı mucibeli mütalaalarını Muhakemat Müdürlüğüne ve merkezde Muhakemat Umum Müdürlüğüne bildirirler ve alacakları talimat dairesinde hareket ederler." hükmündedir.

 

4353 Sayılı Kanunun "Mevzusuz dava ve takiplerin terkini ve cezada verilen beraat kararlarına karşı kanun yollarına müracaattan vazgeçilmesi" başlıklı 34. maddesi;

 

"Mevzuu kalmayan veya yanlışlıkla açıldığı anlaşılan veya Hazineye ait hak ve menfaati muhtevi bulunmayan davalarla icra takipleri miktar veya kıymeti (5.000.000-) lira ve daha az olduğu takdirde 27. maddede ki usul dairesinde ve (5.000.000-) liradan fazla olduğu takdirde Maliye Bakanlığınca iptal edilerek dava ve icra kayıtları terkin olunur.

 

Bu kabil işler hakkında verilen kararlara karşı yüksek dereceli mahkemeye müracaattan vazgeçilmesi de yukarıdaki hükümlere tabidir.

 

Hazinece müdahale olunan ceza davalarında suçun sabit olmaması failin tutulan şahıs olmadığının sübut bulması sebebiyle verilen beraat kararları hakkında dahi bu madde hükmü tatbik olunur. " hükmündedir.

 

4353 Sayılı Kanunun 27, 28, 29, 30, 31 ve 34. maddelerinde belirtilen parasal sınırların günün şartlarına uygun biçimde yılları Bütçe Kanununda belli edileceği, 26.10.1988 tarih ve 3484 Sayılı Kanunla kabul edilen 31.10.1978 tarihli KHK17 nin 1. maddesinin (c) bendi hükmü gereğidir. Yukarıda anılan parasal sınırlar 1987 yılı Bütçe Kanunun (i) cetveli ile getirilen sınırlardır. Daha sonraki Bütçe Kanunlarının (i) cetveli ile bu sınırlar değiştirilmiştir. Bu nedenle parasal sınırlara ilişkin değişikliklerin bütçe kanunlarından takip edilmesi gerekmektedir.

 

31.12.2008 tarihli 27097 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 5828 Sayılı 2009 Mali Yılı Bütçe Kanununun konuya ilişkin İ–Cetvelinde aşağıdaki düzenleme yapılmıştır.

 

Kanun No:Kanun Adı                  Madde     Fıkra                                                                                 Parasal Sınır: (TL)

c) 4353    Maliye Bakanlığı             27          1  (Taşınmazın aynına yönelik davalar hariç)     100.000

                Baş Hukuk Müşavirliği                  5  (Taşınmazın aynına yönelik davalar hariç)     45.000

                ve Muhakemat Genel             28                                                                                                                   2.250.000

                Müdürlüğünün Vazifelerine   29                                                                                                                     2.250.000

                Devlet Davalarının Takibi      30                                                                                                                     2.250.000

                Usullerine Dair Kanun           31                                                                                                                     1.200.000

                                                               34            (Taşınmazın aynına yönelik davalarda 27.                                        100.000

                                                                              Madde ile sınırlı olmak üzere)

 

Sonuç olarak; Mahkemelerce davacı isteminin kısmen veya tamamen kabulüyle idaremiz aleyhine sonuçlanan davalarda kanun yolların müracaattan vazgeçilmesi yetkisi 4353 sayılı Kanunun yukarıda anılan hükümleriyle düzenlenmiştir. Bu nedenle Hazine avukatı bulunan yerlerde İdaremiz aleyhine verilen kararların İdaremiz birimlerine tebliğ edilmesi halinde, tebliğ tarihi belirtilerek İller de Muhakemat Müdürlüğüne İlçelerde Hazine avukatlığına derhal gönderilecektir.

 

Hazine avukatı bulunmayan yerlerde İdaremiz aleyhine verilen kararlar İdaremiz mahalli birimine tebliğ edildiğinde yukarıda belirtilen maddeler uyarınca kanun yollarına müracaat edilmemesi düşünülüyor ise; asliye mahkemelerinden verilen kararlar hakkında tebliğ tarihinden itibaren HUMK' un hükümlerine istinaden 15 günlük, sulh hukuk mahkemelerinden verilen kararlar hakkındaki tebliğ tarihinden itibaren HUMK' nun 437. maddesinde yer alan 8 günlük temyiz süresi içinde (diğer mahkemelerin değişik temyiz süreleri ayrıca dikkate alınarak) 4353 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak kanun yollarına müracaattan vazgeçme teklifi hazırlanarak yetkili makamlara sunulacak, teklif kabul edilirse teklife göre işlem yapılacaktır. Aksi taktirde süresi içinde kanun yollarına müracaat edilecektir. (Temyiz, itiraz,....vb.)

 

Kanun yollarına müracaattan vazgeçme teklifleri Hukuk Müşavirliğimiz aracılığıyla Maliye Bakanlığından veya Hazine avukatı bulunmayan İller de Vali, İlçeler de Kaymakam' dan yukarıda belirtilen kanuni sınırlar içinde istenebilecektir.

 

4353 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hazine avukatı bulunmayan yerlerde daire amirleri İdaremiz aleyhine açılan davaları takip ve hak kaybını önleyecek tedbirleri almakla yükümlü kılınmışlardır. Dava ve icra işlerinin terkinine ve temyizinden vazgeçme hususuna ilişkin tekliflerin alakalı daire amiri tarafından yapılacağı konusunda da kuşku bulunmamaktadır.

 

Herhangi bir hak kaybına neden olmamak amacıyla mahkemelerden verilen kararlar hakkında eğer kararın temyizinde fayda umulmuyor ise Maliye Bakanlığından 4353 sayılı Kanun uyarınca kanun yoluna başvurulmasından vazgeçilmesi Hukuk Müşavirliğimiz aracılığıyla talep edilmesi halinde; mahkeme kararı, duruşma tutanakları ve davayla ilgili diğer belgelerin kararın tebliğ tarihi de belirtilerek çok acele gönderilmesi ile birlikte, derhal söz konusu kararın "Usul ve yasaya aykırı olan hükmün resen gözetilecek nedenlerle bozulması talebiyle temyiz ediyoruz. Gerekçeli temyiz layihamızı bilahare mahkemenize sunacağız." ibaresini içeren temyiz dilekçesi ile temyiz edilmesi ve Maliye Bakanlığına kanun yoluna başvurulmasından vazgeçilmesi teklifimiz uygun görülürse, ilgili mahkemeye verilecek bir dilekçe ile temyiz talebinden feragat edilmesi uygun olacaktır. Sulh Mahkemeleri gibi temyiz süresi 8 gün gibi çok kısa olan durumlarda sürelerin kaçırılmaması için gerekli her türlü tedbir daire amiri tarafından alınacaktır.

 

Gerek 4353 sayılı Kanunun uygulanması, gerekse İdaremizin adli, idari yargı mercileri ve icra dairelerindeki işleriyle ilgili olup bu genelgede açıklama bulunmayan hususlarda Hukuk Müşavirliğimizden, İl Muhakemat Müdürlüklerinden ya da Hazine Avukatlıklarından hukuki yardım talebinde bulunulacaktır.

 

Kanunlarımızda hakların kullanımının sürelerle sınırlı olması ve bu sürelerin çok kısa olması nedeniyle, herhangi bir hak kaybına neden olunmaması için hukuki yardım ve görüş istemlerinde en seri iletişim vasıtalarının kullanılmasına özen gösterilmelidir.

 

Hazine avukatı bulunmayan yerlerde daire amirlerimiz, Hazine avukatının görev, yetki ve sorumluluklarını taşıdıklarının bilinciyle hareket ederek her hangi bir usul ve esas hatası yapmamak ve bu surette hak kaybına neden olmamak için azami dikkat ve özeni göstereceklerdir.

 

II) 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 14. maddesi ile 3628 sayılı Kanunun 20. maddesi "Özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunsa bile ilgili gerçek veya tüzel kişiler veya kamu kurum ve kuruluşları; bu Kanuna göre takip, soruşturma ve kovuşturmaya yetkili kişi, Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü veya temsilcisi ve bu kanundaki diğer mercilerce istenen bilgileri gecikmeksizin makul sürede eksiksiz vermek zorundadır. Aksine davranan kişiler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu ceza, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez." şeklinde değiştirildiğinden, bu madde kapsamında istenen bilgi ve belgelerin zaman geçirilmeksizin isteyen mercii veya görevliye ulaştırılması gerekmektedir.

 

III) A) Avanos Asliye Hukuk Mahkemesince Anayasa Mahkemesine başvurularak; 18.06.1927 günlü ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, 2494 sayılı Yasa ile değiştirilen 195. maddesinin ikinci fıkrası ile 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istenmiştir.

 

Anayasa Mahkemesi, yaptığı inceleme sonucunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 195. maddesi hakkındaki başvurunun reddine karar vermiştir. Dolayısı ile dava dilekçelerine verilecek cevaplarda süre değişmemiş olup otuz gündür.

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesinin iptali istenen tümcesini de içeren birinci fıkrası;

 

“Madde 432 (Değişik: 16/07/19812494/25 md)

 

(Değişik: 26/02/1985-3156/20 md) Temyiz süresi on beş gündür. Bu süre 08/01/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür. Temyiz süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar” hükmündedir.

 

Anayasa Mahkemesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesine ilişkin başvuru hakkında yaptığı inceleme sonucunda; “18.06.1927 günlü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiştir.

 

Anayasa Mahkemesi kararının sonuç bölümünde “İptal edilen tümcenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasanın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine” karar vermiştir.

 

Anılan karar 21 Ekim 2005 tarih ve 25973 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup bu tarihten altı ay sonrası 21 Nisan 2006 tarihidir.

 

Anayasa Mahkemesince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesinin itiraza konu tümcesi iptal edilince temyiz süresi yönünden 08.01.1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında uygulanan otuz günlük süre kuralı ortadan kalkmış olup, temyiz süresi İdaremiz yönünden de on beş gündür.

 

Dava dilekçelerine verilecek cevaplarda süre İdaremiz de dahil, 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gün ise de; 21 Nisan 2006 tarihi olan Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihten itibaren Asliye Mahkemelerinden verilecek kararların temyizinde süre on beş gün olarak uygulanacaktır. Sulh Mahkemelerinden verilen kararların temyizi hakkındaki sekiz günlük sürede bir değişiklik bulunmamaktadır.

 

B) Adli davalarda mahkeme harç ve masraflarının ne şekilde ödeneceği Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 22.03.2004 tarihli ve 5003 sayılı yazısıyla Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 11.03.2005 günlü ve 8600 sayılı yazısında açıklanmıştır. Buna göre;

 

İdaremizin de içinde bulunduğu genel bütçe içindeki dairelere ait hukuk, ceza davaları ile her türlü icra takiplerinde bu daireleri temsil görevi, 4353 sayılı Yasanın 18 inci maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne bağlı Hazine Avukatlarına ait olduğundan, bu dairelerin taraf olduğu davalar ile icra takiplerinde ödenmesi gereken mahkeme harcı ve masrafları Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü merkez ve taşra birimlerinin bütçesinde yer alan ilgili tertipteki ödenek kullanılmak suretiyle ödenecektir.

 

492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesinde genel bütçeye dahil dairelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan müstesna olduğu hükmü yer almıştır. Mahkeme masrafları ise Maliye Bakanlığı bütçesinden ödenecektir.

 

Dolayısıyla, 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca genel bütçe içinde yer alan idaremiz harçtan müstesna olduğundan ve diğer mahkeme masraflarının Genel Müdürlüğümüz bütçesinde böyle bir fasıl olmadığından Maliye Bakanlığı bütçesinden ödeneceğinden, lüzumu halinde mahkeme masraflarının, ilgili malmüdürlüklerince karşılanması gerektiği Maliye Bakanlığınca bildirilmiştir.

 

İlgi (a,b ve c) genelgelerimiz yürürlükten kaldırılmıştır.

 

Bilgilerini, idari ve adli davalar ve icra daireleriyle ilgili işlerin 4353 Sayılı Kanun ve diğer kanun hükümlerine göre özenle takibinin sağlanmasını, hak kayıplarına neden olunmamasını, iş bu genelgenin Bölgenize bağlı tüm birimlere duyurulmasını önemle rica ederim.

 

                                                                                                               Mehmet Zeki ADLI

                                                                                                                      Genel Müdür

 

D A Ğ I T I M                                                              :

Gereği                        :              Bilgi :

Bütün Tapu ve Kadastro          Teftiş Kurulu Bşk.

Bölge Müdürlükleri                    İç Denetim Birimi Bşk.

                                                    Bütün Daire Başkanlıkları

                                                    Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü